Ressam Çallı İbrahim, kendisine Fransızca hitap eden garsonu azarladıktan sonra:
-“Ben, Paris’te bile lokantacılara, kahvecilere meyhanecilere Türkçe öğretmiş bir adamım.”
Arkadaşı sorar:
-“Nasıl şey öyle?”
Çallı omuzlarını silkeler:
-“Gayet kolay... Hepsine borç ederek.”